hayat yaşadıklarımızdan geriye kalanmış meğer...

Yüreğim neden böyle kırılgan oldu Ya Rab!

6/10/2009 ·

Yüreğim neden böyle kırılgan oldu Ya Rab!

Ben ki, senin izninle tüm tasalara göğüs gererdim.
Peygamber hatırası bir tebessümle karşılık verirdim
Elini kaldırıp üstüme yürüyene bile…
“Kötü söz sahibinindir.” der sabrederdim.

……….ve sen Ya Rab!
Yine senin lütfûn ile sahip olduğum

Bu ahlâka şükretmem için hep izin verdin.
Korumam için hep yardım ettin.
Gün olmadı ki, bu davranışlarımın

Karşılığında katından bir ödül bulmayayım…
Gün olmadı ki, dilimden düşmediğin anlarda
Tebessüme dönüşmesin bahşettiklerin…

Ne zaman ki senin sohbetinden sıyrıldı yüreğim,
İşte o günden beri biçareyim!
Ne zaman ki kalbimdeki yerini başka heveslere pazarladım,
İşte o andan beri avareyim!
Senden uzaklık ateşmiş Ya Rab!
Yanıyorum, merhamet et!

Gül kokulu bahçeler düşlemedim.
İçinde türlü nimetlerin olduğu cennetler hayal etmedim.
Sana sığındığımda tek duam vardı dilimde…
“Rabbim sana layık olmam için bana yardım et.”
Seni her zerremde hissetmeyi diledim hep…

Dert ortağım sendin.
Dostum sendin.
Kendi kendimle konuşmalarımda ve hesaplaşmalarımda
Tasdik edicim sendin.
Sorularıma yanıtlar bulurken baktığım her yerde,
Kaynağının sen olduğunu bildiren sendin.
Lakin senden uzaklara düşürdüm yüreğimi…

Şimdi ümitlerimi ellerimle baltalıyor,
Nefret rütbeleri giydiriyorum benliğime.
Ne zaman ki, dalganın kıyıdan çekilişi gibi
Çekildi yüreğim nihai hedefinden,
Bil ki canlı olan ne varsa yok oldu bedenimden…
Tüm kiri görünür oldu gözüme benliğimin.
Senden uzaklık perişanlıkmış Ya Rab!
Ölüyorum, merhamet et!

Şimdi Yunus’ça yalvarıyorum.
O Taptuk ki, senin kulundu,
Varamadı aşık Yunus onun dergahına eğri odun ile…
Bense tüm dalları eğri bir ağacım.
Affet beni Ya Rab!
Yine yüreğime kurdum tahtını..
Sana döndür yüzümü, beyaza boya bahtımı...

Rabbim! Bedenimi de ruhumu da

Öyle bir kapla ki varlığınla,
SENDEN BAŞKA BİR ŞEY KALMASIN!.

Yorum (1) Yorum yaz!

yetişemedim kaybettiklerime ...

6/10/2009 ·



Umudun bittiği yerde verirsin son nefesini. Bitti dediğin yerde umudun aydınlatır tekrar etrafını. Ama yetmez sen direnmedikçe, düzeltmeye seni.
Aynada yüzüne baktığında değil, gözlerinin içine baktığında görürsün içini.
Yazmaya çalışırken ellerin titrediğinde anlarsın tükenmekte olduğunu ve gülümsediğinde acıların akar gözbebeklerinden damla damla.
Her yeni başlangıçta biraz daha sona yaklaştığını bilmek tatsızlaştırır damağını ve susarsın söylemeye vazgeçtiklerini.
Ne son dediğinde son bulur herşey, ne de yeni bir başlangıç dilediğinde yeniden başlayabilirsin.
Kendine söylediğin yalanları hissedersin omuzlarında ağırlığı senden fazla.
Yüreğin korkudan titrer, sen cesurca kafa tutarken hayata. Anlatamazsın kör cümlelerini. Sallanır vücudun karanlığında, boyunda yalanlarınla. Kapanmaz gözlerin yorgunluğuna.
Seni biraz daha sona yaklaştırdığını bildikçe yakarsın bir sigara daha ne kadar yaşamak istesende. Nefes almak her defasında biraz daha zorlaşır duman dolu ruhunda. Nefes almadan yaşamaya çalışırsın. Vücudundan önce beynin yok olmaya başlar ve savrulur ruhun boşluğunda..
Sevdiklerine bakarsın daha önce hiç bakmadığın gibi. En sevdiklerin sanki seni hiç sevmemiş gibi durur karşında. Paylaşmak zordur yaralarını ama saklamakta hiçbir zaman kolay olmadı.
Kızarsın bazen görmedikleri için göstermediklerini ama çaresiz anlarsın.
Keşkelerin gerçek anlamını keşfedersin çaresizce ve hiç kurtulamadığın izler kazınmıştır her bir yerine.
Artık hiçbir şey olamayacağını gördüğünde hatırlarsın aslında ne olmak istediğini. Bir tek vermediğin güzellikler kalır avuçlarında, daimi atıl. Verecek gücü de bulamazsın kayıp benliğinde.
Zehir dolaşır damarlarının kalbine uzanan kıvrımlı dar yollarında. Sallanır durursun ölüm ve yaşam arasında. Hayatın neresinde düşersin bilinmez.
Ben yetişemedim kaybettiklerime ...

Yorum (1) Yorum yaz!

Hayat senin Romeo, ama artık Juliet yok!

6/10/2009 ·

Hayat senin Romeo, ama artık Juliet yok!


Gidişinin üstünden kaç çığlık geçtiği umurumda değil. Nefes alıp vermediğini bilmiyorum şu an. Morgda olabilirsin, ya da ruhu satılık herhangi bir kızın koynunda. Ne fark eder? Bu kez senden değil, benden söz edeceğiz. Bu kez oyunun kuralını değiştireceğiz.

Burada işler biraz karışık. Çözümlemem gereken bazı sorular. Sana, bana, hayata dair. Artık sen, ben ve biz?de dışarı çıkabilmek istiyorum çünkü. Eğer şu an, tam olarak şu an ölürsem, cesedimi soru işaretlerim kaldırmasın istiyorum. Kırdığım kalp sayısı yokluğunla doğru orantılı olarak artıyorsa ve yapıştıramayacaksam bir daha hiç birini geri, en azından sayıları artmasın istiyorum. Dünyada seni en çok isteyen hatun olarak, bu dünyada en çok seni unutmayı istiyorum. Duyuyorum güldüğünü. Nasıl kahkaha attığını duyuyorum. Ama olduğum yere çöküp ağlamayacağım bu defa. Çünkü ağladığımda sarılabileceğim birilerinin olduğunu biliyorum artık...

Kimseye güvenmiyorum belki, ama en az güvensizlik duyduğum adamlardan biri sayesinde hiçbir işe yaramayacak bu satırları yazıyorum. Hiçbir zaman okumayacak olman bir şeyi değiştirmez. Nasıl ki hiçbir zaman sevmemiş olman, sevgimi değiştirmedi.. İçimdeki hisleri gömmemin tek sebebi, seninle nefes alamıyor olmam. Sensiz nefes alabileceğimi sanıyorum sadece. Eğer başaramazsam, küreği kendi ellerimle uzatacağım sana. Kendi ellerinle göm katline göz yumduğun bedenimi diye. Eğer başarırsam, ardıma dönüp haline gülmeyeceğim bile. Çünkü eğer başarırsam, adının hiçbir harfi yaklaşamayacak o günden sonra kaderime.

Bazı insanlar kahkaha atarken gözlerimin kısılmasını, ağladıkça gözlerimin kızarmasına tercih ediyorlar. Bazı insanlar gülümseyişimin rengini, gözyaşımın tadından daha çok seviyorlar. Öyleyse devam etsin ?Sükût? çalmaya, belki bir gece olsun rahat uyurum. Hüzünden daha çok yakışan şeyler de varmış bir kadına, son zamanlarda ruhumun nefes almasını sağlayanlar öyle diyorlar. Sen, onların kim olduğunu asla bilemeyeceksin. Çünkü sen bittiğinde, ben hayatımı onlarla paylaşıyor olacağım.

Göremeyeceksin.

Son ziyaretimde gözüme takıldı, odanın duvarına kocaman bir soru işareti çizmişsin. Son geldiğimde aklıma takıldı, nasıl da fark edememişim, sen beni hiçbir zaman sevmemişsin. Son günlerde kalbime kazındı, ben seni değil birilerini sevebilmeyi istemişim onca zamandır...

Kovboylar siyah giyermiş, hatunları gök rengi. Yeni öğrendim. Matem rengi değil, güneş rengiymiş bana en çok yakışan. Ondan öğrendim. Beyaz giysem ne fark eder siyahımdan soyunup, ölüler de beyaz giyer. Oysa o, ölümüme karşı çıkıyor. Gariptir, o beni yaşatmayı benim istediğimden daha çok istiyor. Hiçbir zaman kendim için yaşayamadım bu hayatı. Uğruna yaşadıklarımsa hep bana ölümü layık gördüler. Oysa bu defa, beni isteyen biri için savaşmak istiyorum. Bu defa en azından onun için denemek istiyorum...

Okunmayacak bir mektup için, haddinden fazla kelime öldürdüm belki. Son satırları kazırken tırnaklarımla, şarkılar pansuman yapıyor yaralarıma. Yine de, tekrar düşecek, daha çok kanayacak olsam bile tekrar deneyeceğim şimdi...

Mutlu kal demeyeceğim, hayat senin. İlgilenmiyorum. Dediğim gibi, şimdi senin adının üzerini çiziyorum. Söyleyeceklerim bitti. Gidiyorum. Masalım ise, hiç başlamamıştı zaten. Şimdi görebiliyorum? Bundan böyle senin gibi şerefsizlere karnım tok.

Hayat senin Romeo, ama artık Juliet yok!

Yorum (0) Yorum yaz!

Bazı Hayatlar Tek Kişiliktir

6/10/2009 ·



Her insan yalnız doğar. Hikayeler hep tek başına başlar. Sonra zamanla büyürsün. Her günü yaşayıp bir sayfa daha çevirirsin. Her sabah uyanırsın ve bilmezsin o günün nasıl biteceğini. Hatta ertesi günü görüp göremeyeceğini de...

Sonra büyürsün... Bunu istemezsin ama. Bazen çok heveslenirsin ama korkarsın. Çünkü büyümek demek sorunlara her an biraz daha yaklaşmak demektir. İstemesende büyürsün ve sorunlar başlar yavaş yavaş... Zaten büyüdüğünü de bu sayede anlarsın. Büyümenin yaşı yoktur çünkü... Sorunlar önce baş edebileceğin şekilde gelişir. Çözersin bi şekilde. Sen çözdükçe sorunların daha büyüğü gelir. Ve artık tek başına çözülemez olur. Paylaşmak istersin. Sen yükleri kaldırırken biri de ucundan tutsun istersin. Ve biri çıkar karşına... Sen tedirginsindir ama o alır yüklerini... Rahatlarsın...

Ama bu herkes için böyle değildir. Geçmiş dediğin kapanamamış sayfalar vardır bazı hikayelerde... İstesende yırtıp atamadığın sayfalar.... Sayfa aralarında bıraktığın ayraçlar vardır ve o sayfaları kapatmana bir türlü izin vermez. Sen kapatmak istedikçe kendiliğinden açılır. Ve biri çıkar karşına ama onu yeni bir sayfaya yazamazsın. Sorunlarını almak istese de, paylaşabilirim dese de yapamazsın. Bazı hayatlar tek kişiliktir bu yüzden. Çünkü sen hikayenin kahramanısındır ama yazan başkasıdır... Çaren yoktur, yeni bir hikayede başka bir kahraman olacağın umuduyla sonuna kadar devam edersin.

Yorum (0) Yorum yaz!

O'na de ki biriktirmek masalıdır, oysa anlatacak birileri g

6/10/2009 ·

İçimdeki şiir ne zaman geçti bilmiyorum
O'na de ki biriktirmek masalıdır, oysa anlatacak birileri gerek İçimdeki senden geçeli saat mi oldu
'asır' mı?
Bilmiyorum...
Gök kızıldı
Sancı derin...
Bir rüzgâr tutuyordu sol yanımı kıskıvrak
İnce kavruk bir 'rüzgâr'!


Sessiz harflerin yabancı ama bizi tanıyan harflerle başım dertte? Onları nereye saklayacağım? Hepsi senden yana... Hepsi adını haykırıyor nereye dönsem yüzümü alt tarafı iki hece deyip gülüp geçemiyorum işte! Gözlerimi kapasam gözlerin... Yarı karanlık yarı çocuksu yarı gülen gözlerin... Çözemediğim gizlerin...

Düşümden git/me... Kapama gözlerimi sana...

Bizden sonra vardığım yolun neresindeyim şimdi? Kulaklarımda uğulduyor sesin. ‘’Nereye gidersen git sol dehlizim de olacaksın!’’ Koştukça nefesim kesiliyor. Denizlerinde martı çığlığı yüreğimin sessiz harfleri…

Şehir soğuk yalnızlığımı giyin.

Kuşan/ma vedaları.

Yağmur yağacak birazdan.

Arınacağız dilsiz zamanların pasından.

Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki ::